Bitmeyen Göç

Gösterim: 9919

Makale Dizini

Yani siz öyle düşünüyorsunuz.
Evet. Umarım düşündüğüm doğru çıkmaz; ama önlem alınmazsa gidişat bunu gösteriyor. 
Bizim burada bir önemli problemimiz daha var. Biliyorsunuz azınlık statüsünde olmak hukukî bir meseledir. Uluslararası hukuk aracılığıyla tanımlanır azınlık olmak. Belli kaideleri, şartları vardır. Siz o şartları hâiz olmadığınız müddetçe azınlık olarak kabul edilemezsiniz. Küçük toplumların büyük topluluklar içerisinde azınlık statüsüyle yer alması bir takım hakları elde etmek açısından çok daha sağlıklıdır. Meselâ Almanya’da azınlık olarak tanınmış Sorblar vardır. Slav halklarındandır. Kendi dillerini konuşurlar, kendi okulları vardır, kurumlarında kendi dillerini kullanırlar . Bunlar Almancayı da bilirler. Alman Devleti bunlara kendi dillerinde hizmet vermek zorundadır. Nüfusları da yaklaşık 60 000 kadardır.  Bunlar Federal Almanya vatandaşları ama Sorb’durlar. Dinleri ayrı, dilleri ayrı. Alman Devleti onlara her yıl şu kadar milyon bütçe ayırmak zorunda.
Yahudi cemaatinin toplam üyesi 105 000 civarında bildiğim kadarıyla ve devletle aralarında anlaşma var. İhtiyaçları olmamasına rağmen devlet onlara her yıl 5 milyon Avro vermeyi o anlaşma metninde taahhüt etmiştir. 
Şimdi bir hesap yapalım: 105 bin kişiye 5 milyon veriyorsa, 3 milyon kişiye 142-143 milyon vermesi icabeder. İyi de kime verecek, nereye verecek, nasıl verecek, kim alacak, nasıl harcayacak, nereye harcayacak? 
Bu hesaba ister komiklik deyin, isterseniz vahamet deyin; ne derseniz deyin… Durum bu...
Biz, bırakın ana dilde eğitimi, ana dil eğitimi bile yapamıyoruz. Bunun imkânı ciddî olarak verilmiyor. Bir takım işbilmez derneklerin inhisarında bu işi götürmeye çalışıyoruz. Bizim de bir azınlık statümüz olsa, belki iş biraz daha farklılaşabilir. Statün azınlık değil. Peki ne? Göçmen. Evvelâ misafir işçiydi, sonra Emigrant oldu, Migrant oldu, Auswanderer-Göçmen oldu. Daha ismi bile konulmamış bir topluluk var orta yerde. Allah yardımcımız olsun, ne diyeyim. İsmi bile konulmamış bir topluluğun çok büyük bir trauma halinde yaşadığını düşünmek zor değil. İnsanlar [ben neyim?] sorusuna kimliklerinden ufak ufak yemeye başlayarak cevap arıyorlar ve bulamıyorlar. 
 
Neden bizi bir azınlık olarak görmüyorlar? Türkleri azınlıkmış gibi kabul edip, ona göre davranılamaz mı?
Göremezler, çünkü çoğumuz hâlâ başka bir ülkenin vatandaşıyız. Başka bir ülkenin vatandaşı olduğun müddetçe bu mümkün değil. Uluslararası bir sorun oluşturur bu takdirde. Önce vatandaş olacaksın, belki o memlekette asırlar geçecek, ikiyüz yıl, üçyüz yıl geçecek. En önemlisi almanlar öyle çok çeşitliliği tasvip eden bir yapıda da değiller. Bu bahsettiğim azınlıklar bir çok açıdan içinde yaşadıkları kültüre yakın insanlardan oluşuyor. Aynı çatının altında farklı bir odadan gelmişler ve bir başkasının geniş odasında bir köşede yer almışlar. 
Yani özetle durum vahim… Öyle pek iç acıcı bir durumda değiliz. Kötü yani.