Bitmeyen Göç

Gösterim: 9927

Makale Dizini

Gastarbeiter 1Gözlemlenen bir şey var. O da Türklerin hep kendi aralarında öbekleşmiş olmaları. Bu onların uyumlarında engel teşkil ediyor mu? Daha çok Almanlarla ilişki içerisinde olunamaz mıydı? Bu vesileyle birbirlerini anlamaları, birbirlerine yakınlaşmaları daha kolay sağlanamaz mıyıdı örneğin? Örgütlenmeler de ona göre olmuş. Neden böyle birşeye meylettiler? 
20 tane Adapazarlı Adapazarı'ndan kalkıp gelince, burada Adapazarlı’yı arıyor veya 20 tane falan görüşe mensup insan Almanya’ya geldiğinde kendi görüşüne uygun adam arıyor. Sağ görüşlüyse sağ görüşlüyü, sol görüşlüyse sol görüşlüyü arayıp buluyor. Bunların küçük guruplar halinde bir araya gelmeleri, kendi bireysel varlıklarını sürdürebilmek açısından önemliydi. Ama toplumsal varlıklarını sürdürmek açısından bu yeterli değil. Yeterli olması mümkün değil. Sosyolojik olarak mümkün değil.  Onların toplumsal olarak varlıklarını sürdürebilecekleri üst yapıların olması gerekirdi. Bu da ancak onlara bu yolu gösterebilecek olanlar tarafından kurulabilirdi. O dönemleri düşünün, daha devletçi politikalar ile yönetiliyoruz o demlerde. Bu yüzden bunu devletin yapması gerektiğine inanılan bir devirdi o devir. Bu yüzden de bunu devlet yapmalıydı. Sivil Toplum denilen örgütlenme biçimleri son 20 yılın örgütlenme biçimleridir. Ondan önce daha devletçi bir mantık hâkim. Bu yüzden de insanlar toplumsal örgütlenmelerini devletten beklediler ama devlet bunu yapamadı. Bu açıdan öbekler halindeki örgütlenmeler onların kişisel varlıklarını muhafaza etme imkânını sağladı. Toplumsal örgütlenmeleri olmadığı için de içinde yaşadıkları, toplumsal değerleri farklı, kişisel değerleri farklı, anlayışları farklı, yaşam biçimleri farklı, hayatı algılamaları farklı, dolayısıyla düşünme biçimlerinin farklı olduğunu bildiğimiz toplum içerisinde bir yer edinmelerini ve kabul edilmelerini zorlaştırdı; imkânsızlaştırdı. 
Oysa burada bir problem daha vardı. İçinde yaşanılan toplum, küçük öbekler halinde de olsa, kendi içinde yaşayan insanları bilmek ister. Bu onun egemenlik hakkının gerektirdiği bir şeydir. Kendi içinde olanları bilmesi gerekir. Bu çok doğal bir şey. Türkiye’ye birileri gelse, bunların ne yaptıklarını bilmek istemez mi devlet? İster, doğal olarak. Dolayısıyla içinde yaşanılan toplumun önderleri bu gurupların bir şekilde topluma kazandırılmasının yolunu aradılar. Ama bunu tek taraflı yaptılar. Madem siz kendinizi bir bütün halinde temsil ederek ortaya koyamıyorsunuz, öyleyse biz sizi kendi bütünümüze uygun olarak, kendi istediğimiz biçimde içimize kabul ederiz dediler. Çatışmanın başladığı yer burasıdır.