Bitmeyen Göç

Gösterim: 9921

Makale Dizini

Entegrasyon meselesine dönmek istiyorum tekrar. Hâlâ güncelliğini koruyan bir mesele olması hasebiye... Sizce nedir bu entegrasyon?
Şöyle izah etmeye çalışayım:
Entegrasyon bütüne ait olmayan bir parçaya bütün içinde bir yer buldurmak demektir. Bu parça zamanla öyle bir hâl almalıdır ki, bütün içindeki yeri bütüne ait özelliklerin hiç birinin kaybolmasına yol açmasın ve muhafaza edilsin. [Kelimenin almancası Eingliederung; aynı anlama gelen Integration latince kökenli bir kelime.] Bunun böyle olmadığını iddia edenler olabilir. Denebilir ki, bütüne ait olmayan bu parça bütüne eklendiği zaman ortaya çıkan şey eski bütünden farklı bir bütün oluşturur. Dolayısıyla entegrasyon korkulacak veya yadırganacak bir şey değildir.
Bu tür bir yaklaşımı bir anlığına doğru kabul ettiğimizi düşünelim. Fakat bizim bu kabulümüz işi çözüme kavuşturmayacak, aksine oluşacak yeni bütünün oluşma süreci ve bu sürecin sonunda ortaya çıkabilecek durumun niteliği daha başka tartışmalara yol açacaktır.
Evvelâ küçük olanın büyük olana entegrasyonu sözkonusudur. Avrupalının asırlardan beri geliştirdiği mantığın sonucu olarak büyük balık küçük balığı yutacaktır ve hiç bir zaman küçük balığa yaşama şansı tanımayacaktır. Bu konuda Almanlar bize bunun böyle olmayacağına dair bir teminat veremezler. Eğer verecek olsalardı toplumu oluşturan büyük-küçük bütün unsurların entegre olmasından değil, hiç biri kendi hususiyetinden herhangi bir şey kaybetmeksizin, belki her unsura kendi tarihî ve kültürel statülerine uygun hukukî zeminler hazırlayarak bir arada yaşamaktan bahsederlerdi. Bu durumda kelime sosyolojik anlamını yitirir, kemmiyet olarak eşit olmayan, keyfiyet olarak birbirinden tamamen farklı ve biraraya getirilmesi mümkün olmayan iki unsurun yanyana durması sözkonusu olurdu. Böyle bir durum kesinlikle sözkonusu değildir. Almanlar buna ne yaklaşmaktadırlar, ne de böyle bir hukukî statü meselesini tarihî gelişimlerine, kültür ve zihin yapılarına bağlı olarak düşünebilmek iktidarındadırlar.
Yabancıların asimile edilmek istendikleri doğrultusunda söylediklerimizin doğru olduğunu ispat etmek için özellikle son birkaç yıldır, göç, uyum, entegrasyon vesaire ile ilgili yasaların tartışılmaya başlandığı tarihlerden itibaren yazılan ve konuşulanlara biraz dikkat etmek yeterlidir.
Bu yazılanların ve konuşulanların temelinde entegrasyonun nasıl olması gerektiğine dair söylenen üç şey var: Almanlara göre entegrasyon üç aşamalı olacak. Birincisi dilde ertegrasyon [sprachliche Integration], ikincisi toplumsal entegrasyon [soziale Integration] ve nihayet üçüncüsü kültürel entegrasyon [kulturelle Integration]. Bu sıralamaların hiç birisinde entegrasyondan ne anlaşıldığına veya anlaşılması gerektiğine dair bir fikir yoktur. Bu durumda entegrasyon kelimesini daha serbest bir biçimde yorumlama hakkına sahip oluyoruz demektir. 
Pratik görüntülerini veya sonuçlarını günü geldikçe birer birer göreceğimiz bu üç kategoriyi teorik olarak kısaca yorumlayalım:
1. Dilde Entegrasyon: Vatandaşlık hakkını elde edebilmek için dil şartının koşulmasının yanısıra yürürlüğe sokulmaya çalışılan ve sağda solda artık aleniyetle konuşulan şey yabancı-müslüman çocukların daha ana sınıfına başlarken almancayı bilmeleri şartı... Bu, bir yabancının Alman dilini öğrenerek daha çocuk yaşta bir Alman gibi düşünmeye alışması demektir.
Sadece dilde yapılmak istenen entegrasyonun esasen daha ilk aşamada bir asimilasyon hareketi demek olduğu ortaya çıkıyor.
Ben üniversiteye giderken, bizden 600 saatlik bir Almanca kursunu bitirmemiz isteniyordu. Şimdi köyden gelmiş adamdan 900 saat Almanca öğrenmesi isteniyor. Bunu ne ile yorumlayacağız?
2. Toplumsal Entegrasyon: Dili öğrenmiş bir kişi ister istemez kendisini topluma uydurmaya mecbur kalacaktır. Öyle düşünüyorlar. Giyim-kuşamı, toplum içinde davranışları, yemesi-içmesi, insanlarla olan ilişkileri de almanlarınkine uygun olarak değiştirmelidir. Almanlara uygun diyorum çünkü öyle olmasaydı sosyal entegrasyondan bahsetmek gerekmeyecek herkes kendi toplumsallık anlayışına göre hareket etmeye devam edecekti ki, bu da istenmemektedir. Kadınlarımızın kıyafetleri ve erkeklerimizin bıyıklarından rahatsızlık duyduklarını hepimiz biliyoruz. Son günlerin islâm tartışmalarını Almanya adına başka nasıl yorumlayabiliriz?
3. Kültürel Entegrasyon: Dil ve toplumda yer edinme sorunu halledildikten sonra artık Alman toplumunun geleceğini düşünecek yeni zinde kuvvetler topluma kazandırılmış demek olacağına göre sorun da çözülmüş olacaktır. Yani asimilasyon operasyonu böylece tamamlanacaktır.
Geçenlerde bir gazetede haber olarak çıktı. Her yıl yaklaşık 4 bin yabahcı çocuk ailelerinden alınıp bakıcı alman ailelerine veriliyor. Bu ne demektir, düşünmek icap eder bunu.
Bütün bu anlatılanlar için uzunca bir sürecin geçmesi gerekmektedir ve yaklaşık 40-50 yıla ihtiyaç vardır. Tarih içerisinde bir kıymeti olmayan bu zaman dilimi, tarihin aktörleri tarafından pek farkedilemeyecektir.
Bu kategorilerin hiçbirisinde sözümona entegre edilecek olanların kimliklerinin, dillerinin, tarihlerinin, kültürlerinin vs... korunmasına, geliştirilmesine ve sürdürülmesine dair herhangi bir ip ucu yoktur ve bu meseleyi hangi Almana açarsanız açın rahatsız olur.
Bundan sonra artık asimilasyonun ne demek olduğunu tarif edebiliriz: Asimilasyon, bir toplumun bir başka toplumu aşamalı olarak kendisi gibi yapmak, bunu yaparken ona evvelâ dilini, sonra toplumsal davranışını ve nihayet kültürünü ve kimliğini unutturmak demektir. 
Almanların entegrasyon gibi daha yumuşak ve sevimli gözüken, fakat sonucu itibariyle asimilasyondan başka bir şey olmayan bir kelimeyi öne çıkararak yaptıkları ve yapmak istedikleri bize göre sadece budur.
İşi hamasetten uzak tutmaya çalışıp tarihin gölgesine sığınarak söyleyebiliriz ki, biz hiç bir zaman başkalarının kimliğine dokunmadık; hele başkalarının diline  hiç bir müdahalede bulunmadık. Müslümanlığı kabul ederken bile dil hassasiyetini koruyan ve dininin dilini hür iradesiyle diline ekleyen bir milleti asimile etmek Helmut Schmidt’in söylediği gibi, mümkün değildir. Eğer bu memlekette birlikte yaşayacaksak bize ait bir hukukî zemini hazırlamaları için Almanların biraz kafa yormaları gerekmektedir. Biz bunu tarihte bizimle beraber yaşayan ama bizden olmayan her millete uyguladık ve hepsini memnun bıraktık. 
Bu aynı zamanda demokrasiye kazandırılacak yepyeni bir vechedir ve samimiyetle istenirse başarıya ulaşmaması mümkün değildir.